Ücretsiz Mesleki Kitaplar Platformu www.bilimuygula.com

1
3077

YERLİ ÜRETİM YERELİ, YABANCI ÜRETİM YABANI KALKINDIRIR

Değerli teknik ve Teknik Öğretmen arkadaşlar…
Gönlü bilim, tasarım ve üretim için çarpan bilim adamları, akademisyen mühendis, tekniker, teknisyen ve konusunda usta tüm üretgen bilim dostlarına bir süre önce sizlerle en başta MEB nın 10 yıl önce basımını durdurduğu kitapları, öncelikle Teknik Öğretmen arkadaşlarımdan başlayarak, Türk ulusunun tasarım ve üretim yapan tüm bireylerinin yararlanması için ,ilk adımı atarak gelişmeye dönük yapısıyla www.bilimuygula.com‘ u açmış bulunuyorum…

Bu güzel gelişmeyi sizlerle paylaşmaktan mutluyum…

Sanal obamızın adı: Bilim Uygula…

İçinin tüm yerleştirmesini kendim yaptım. Yapa, yapa epeyce öğrendim… Bu da bir süreci gerektirdi… Kendim öğrenmek zorundaydım… Çünkü bu yapıyı canlı ve güncel tutmak zorundayım ki, daha çok işe yarasın.. Bu arada şunu gözlemledim… Türkiye de TASARIM ve ÜRETİM amaçlı yayınlar da çok büyük bir düşüş görünüyor.. Var olan kitaplarda bir türlü devre dışı bırakılıyor… Bulabileceğiniz kitaplar, HİZMET sektörü ağırlıklı .. Söz gelimi, her hangibir makine, araç, taşıt tasarımı ve üretimi yapacaksanız bu konuda kaynak yok desem yeridir.
Bu büyük boşluğu bu yapı kuşkusuz dolduramaz. Ancak boşluğun varlığını sürekli gösterir ve bazılarını sarsabilir…

Bunun dışında bilgiye ulaşmayı kolaylaştırır. İnanın bilgi sanıldığı gibi sanal ortamda yok. Var olan bilgi çok sığ ve yüzeysel… Bir örnek, Buji porseleninin karışımı ve buji üretim bilgisi 4 aydır arıyorum yok.. İşte bunun için zaten know-how diye üretim bilgisini, lisansı, patent i satıyorlar… Bilgi, egemenlik ve kazanç olarak çok sert biçimde kullanılyor… Türk ulusunun gerek duyduğu ilk konu bilgi ve bilim.. Hemen ardından Türk aydınının bunu yayması, duyurması, öğretmesi… Dün akşam izledim. kuzey kutbunda araştırma yapan ülkeler bir üs kurmuşlar yaklaşık 10 kadar bayrak vardı… Ancak bizim bayrağımız dalgalanmıyordu… Alman DIN kurumu, Elektrikli araba ile ilgili yeni ve köklü standartlar yazmış yayınlamış TSE ye baktım, haberi yok…

Niçin? Üretmeyince o kültürde gelişmiyor… Ve geri kalıyoruz…

Özet olarak, Türk gemisinin yelkenlerini şişirmek ve çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkmak zorundayız… Bu bizim namus borcumuz…

www.bilimuygula.com bizim çocuğumuz, omuz vereceğinize, bilgi koyacağınıza inancım tamdır…
Belki küçük bir dilekte bulunabilirim… Teknik Öğretmen Face kümesinde bu haber kısa bir süre başa tutturulabilirse bundan sevinç duyarım.

* Şöyle yakın çevremizden başlayarak, gitmesek bile dünyanın öteki ucuna dek, yaratılıştan gelen verilere, kaynaklara, güzelliklere, güçlüklere ve sığlıklara baktığımız da, bazı ülkelerin yeraltı kaynaklarının çok zengin olmasına karşın, onu değerlendirebilecek eğitilmiş, yetişmiş bilgili insan gücü olmadığı için varsıllığın üzerinde yoksulluklarını en derin acıyla, itilmeyle, kakılmayla ve hiçte saygın olmayan konumlarıyla ayakta kalmaya çalıştıklarına, varlıklarını sürünerek de olsa sürdürmeye çalıştıklarına tanık olmaktayız. Latin Amerika, Ortadoğu ve Afrika da bu tür ülkeleri sıklıkla görebiliriz.. Yaşadıkları yurt toprağının altında bulunan değerli madenleri, yeryağını, uçguyu, suyu vb… kendi gücüyle işleyemedikleri, çıkaramadıkları için onu sömürmeye, onu işgal ve yok etmeye hazır yabancıyı, sanki bir kurtarıcı gibi yurduna girmelerini alkışlar konumlarıyla içler acısıdır.. Eğer bir ülkenin üzerinde esen yeli, Güneşin aydınlattığı ışını, akıp giden suyu, ormanı, madeni, toprağı ve on binlerce gizil kaynağı değerlendiremeyip, karşısına geçip çaresizce bakıyorsa, o topraklar, o toplumun yurdu olmaktan kısa sürede çıkar ve o toprakları değerlendire-bilenler, kendi ülkesinin çıkarları için önce o halkı köle gibi kullanır, hemen ardından o topraklara egemen olur ve yurt el değiştirir . Dillerini, törelerini, değerlerini, egemenliklerini, bağımsızlıklarını ve en sonunda da varlıklarını yitirmeyle yüz yüze kalırlar.. Geçmiş bunun pek çok örnekleriyle doludur.
Türk ulusunun yurdu 780 000 km / kare, Türk ulusu da 80 milyon olarak bu toprakları yurt edinmiş ve üzerinde en azından 8000 yıldır yaşamaktadır… Yaşadığımız yurt öyle bir yerde konuşlanmıştır ki, dünyanın en zor ve çetin koşullarını da bağrında barındırıyor… Bu yüzden şöyle demişler “Anadolu öyle bir kısraktı ki eğer binicisi iyi değilse üzerinden atar.“
Biz İngiltere gibi, Japonya gibi bir ada ülkesi değiliz. Biz Almanya, Amerika gibi doğal korunakları olan bir ülkede değiliz… Neredeyse acunun odak noktasındayız. Pergeli Ankara ya koyduğumuzda çizilen çember içinde yok, yok … Gözü olanların gözleri yurdumuzda, amaçları olanların tuzakları yanı başımız da, daha ötesi bilinci sığ ve satın alınması kolay olanları da eklerseniz ateş çemberi içindeyiz… Yer altı kaynaklarımız çeşitli olsa da öyle gürül, gürül de değil… Ayrıca bizim dışımızda bizden olan soydaşlarımız da var… onlarda Türk ulusunun yüce ve güçlü olmalarını bekliyor, omuz veriyor ve izliyorlar…

Yükselecek güçlü bir Türkiye dünyanın çehresini olumlu yönde değiştirebilecek güçleri kendi içinde taşımaktadır.
Türk ulusunun her bireyi “ulusuna tekin, özüne metin, düşmanına çetin “ bir anlayışla donanmak için daha bilgili, daha çalışkan, daha çok öğrenen, daha çok üreten, daha sevecen, ve daha hoşgörülü bir konuma gelmek ve hiçbir yabancının gölgesine sığınmadan, öz gücümüzle, yabancıya güvenerek değil! Önce kendi insanımıza güvenerek, kendimize yeter konuma gelmek zorundayız… Bu bizim öz saygımızın, adam gibi yaşama isteğimizin, çocuklarımıza ve torunlarımıza erkin yurt bırakma zorunluluğumuzun tartışılmaz ve sarsılmaz gereğidir… Bu bir borçtur, ödenir…

www.bilimuygula.com bu düşünce ile küçük, ancak anlamlı bir adımla kurulmuştur… Türk ulusuna kimse vize uygulayamaz, kimse iş buyuramaz, kimse aşağılayamaz, kimse işlerimize karışamaz, kimse işimize burnunu sokamaz, kimse efendilik taslayamaz… Bunlar gücümüze gidiyor… Türk ulusu olarak bilimle dost olacağız, bilime katkıda bulunacağız… Ve çağdaş uygarlık orununda yerimizi alacağız…. Bunu tüm acunun yaptığı gibi biz de yüksek ruh ve bilimle başaracağız…
*Yurdumuzda hemen her konuda üretim yapıldığını biliyoruz . Araba , uçak, makine, domates, elma, keçi, inek, hazır çorba, dondurma binlerce örnek sayabiliriz. Peki! kaç tane markamız var? Domates tohumunu nereden alıyoruz? Montofon benzeri bir inek ırkımız var mı? Tofaş ın aslında İtalyan Fiat, BMC nin British Motor Corporation, Atak Dönerkanat’ın İtalyan Agusto, Eskişehit ELMS lokomatifin Fransız Dögol olduğunu biliyoruz. Starking, Golden, Jersey, Modial, Smith elmanın yanına Amasya nın dışında güçlü bir yerli tür koymamışız. Mercedes–Man otobüs, kamyonun karşısına Türk mühendisinin tasarlayıp ürettiği yerli bir motorumuz , arabamız , otobüsümüz, kamyonumuz yok…. Aslında markamız yok.. Ya da çok yetersiz, düşük düzeyde… Niçin yok? Çünkü, marka, bilim ister… Marka, ar-ge ister… Marka, dünyada ki gelişmeleri Türkçe izleyecek KİTAP ÇEVİRİ KURUMU ister. Bu tür kurumlar Rusya da, İtalya da ve her yerde var. Diğer dillerde yayınlanmış bilim kitaplarını kendi dillerine çevirerek, ana dili ile gelişen bilimi tüm ilgili çevreler öğrenebiliyor… Söz gelimi Japonya da 1150 Bilgitay (üniversite) var, tümünün de eğitim dili Japonca . Türk gençleri İngilizce ile dış ülkelerin İngilizce basılmış yayınlar değirmenine su taşırken Türkçe bilim dili kitaplar artık bulunmuyor… Buradan marka çıkar mı? Çıksa çıksa, teknik çevirmen çıkar. Yabancı yönetici buyruğunu Türkçeye çevirerek, Türk işçisine aktaran mühendisler ordusu çıkar… Tasarım ve üretim bilgisi, uygulama deneyimi öğretilmemiş binlerce teknikten uzak teknik adam…
Elimde var olan pek çoğu Türkçe teknik kitapları adım adım taratıp bu sanaloba da paylaşarak, dileyenin karşılıksız indirebileceği bir işletim tutturmaya çalışıyorum… Bu yapıya destek olmanızı dilerim. Nasıl derseniz?
Öncelikle bu bilgileri duyurarak, paylaşarak ve kendi bilgi dağarcığımız içinde bulunan ve ülkemiz için yararlı olabilecek ÜRETİM amaçlı her konuda ki bilgileri kitabı pdf biçiminde taratıp bu sanal obada paylaşarak.. Sunduğum kitapların yararlı olduğunu biliyorum.. Yerli olanaklarla üretime soyunan Türk sanayicisinin bu bilgilere gerek duyduğunu içinde yaşayarak acıyla gördüm… Bu bilgilere Türkiye de bulunan Ford, Renault, Mercedes, Toyoto, MAN, Fiat gibi fabrikalarda çalışanların gerek duymadığını da biliyorum… Çünkü bu bilgilerle tasarlanan ürünlerin iş emirleri, kendi dillerinde ve kendi standartlarıyla hazırlanmış olarak asıl merkezinden “İŞ EMRİ“ olarak geliyor. Ülkemizin kalkınması ve güçlü bir ülke olarak yaşaması için üretim, üretimi yapmak için de bilgi olmazsa olmaz…

Bilgi içinde BİLİM…
Metal mesleğinde tablolar. Otomatik cihazlar ve ölçme sistemleri. Sıcaklık ve kimyasal birleşimin ölçümü. Cihazların tasarımı ve kurulması, mekanik takımlar, aygıtlar, aletler .
Güç hidroliği. Motorlu taşıt tekniği. Metal meslek bilgisi. Motorculukta metal tekniği, KE jetronik motorlar, Benzin püskürtmeli motorlar. ABS fren sistemi. Motor tasarımı. Motor parçaları hangi metalden yapılır. Otto motor çevrimi. Karbüratör, karaç, Diferansiyel, eşçekerlek. Sanayi elektroniği, Otomasyon, Robot tekniği, robotik, robot çeşitleri, robot yazılımı, pnömatik devrede arıza arama, pnömatik beceri geliştirme, pnömatik eğitimi, Temel pnömatik. Hidrolik arıza arama bilgisi. hidrolik arıza bulma beceri geliştirme ve öğretme. Endüstriyel hidrolik kontrol, sanayi akışkanları denetim, komuta . Elektrik ve radyasyon ölçümleri bu konularda ki bilgileri bilim uygula da bulabilirsiniz.

Ferit Baltacı

1 Yorum

CEVAPLA