Türk Yatırımcısına Özel Mali Analiz Teknikleri

0
572

Sermaye piyasası enstrümanlarını var eden iki tane olgudan söz edebiliriz. Bunlardan ilki ‘yasal dayanak’, diğeri ise ‘mali tablolar’dır. Yasal metinleri şimdilik es geçelim. Mali tablolar ise bikiniye benzer, herşeyi gösterir ama asıl şeyi göstermez. Aynen sermaye piyasalarının kimin kimi yediğini göstermediği gibi. Finans matematiği, istatistikler, rasyolar, parametreler bu yüzden anlaşılmaz gelir. Gerçek manada uzmanı da yoktur zaten. ‘Ben varım’ diyenlere bakmayın! Başkasının taşıyla başkasının kuşunu vurmak, uzmanlık değil, esnaflıktır.
250 yıldan beri, sayısız genel kabul görmüş kural ve ilkeler icat edilerek, bir şirketin mali durumu veya mali gelişmelerin yorumlanabileceği algısı yaratıldı. Ancak herşeyi gösteren fakat asıl şeyi göstermeyen bir mali tablo demetinden mantıklı çıkarsama yapılmaya çalışıldı. Mali analiz süreci, gerek dili gerekse ortaya koyduğu teknikler itibariyle, karmaşık ve anlaşılmaz olmasına karşın, kullanılan formüller ve baz alınan marjlar oldukça esnektir. Bu durum, en profesyonellerin bile sürekli yanılmasına, aynı zamanda kısa sürede ikna edilmesine yol açar ve bu sarmal hiç bitmez. Çünkü sistem, işe yarayacak gerçek bilginin gizlenmesi üzerine kurulmuştur.
Bizlere düşen misyon; gerek sanayi devrimi artığı bu sarmaldan kurtulmak, gerekse sayıları, rasyoları, oranları, analizleri sevmeyen yatırımcılar için yeni bir dil keşfetmektir. Nihayetinde, herkes mali analiz teknikleri üzerinden ilerleyerek, yatırım yapacak diye bir kural yok.
Hal böyleyken, hisse senedi yatırımcısına ve sermaye piyasası ilgililerine hiçbir mali analiz kitabında yer almayan yani literatüre geçmemiş ‘basit’ ancak ‘etkili’ değerleme ölçütleri sunulması gerekiyor.
Çeyrek yüzyıllık tecrübelerimizi damıtarak ortaya koyduğumuz aşağıdaki 12 madde, işte bu çabanın bir ürünüdür.

 

Borsa yatırımcısına özel yepyeni mali analiz teknikleri

  1. Tüm mali ve mali olmayan ekonomik faaliyetler bütçeye dayanır. Haliyle mali analiz çalışması da, bütçeyle başlar. Bütçesi olmayan veya bütçesi olmasına karşın, dönem sonundaki sapmaları genel kurullarda tartışılmayan mali raporlar, gerçek yatırımcılar için ‘çöp’ niteliğindedir. Kafasından bütçe yapan şirketler ise küçük yatırımcıyı aklına bile getirmez!
  2. Piyasa enstrümanlarının oksijeni, güvendir. Hakim ortaklar ve yöneticiler hakkında olumsuz iddialar uçuşan, mahkemelerle uğraşan şirketlerden uzak durun. Cebinize ‘iddia’ bulaşmasın!
  3. Sürdürülebilirlik Raporları gibi gönüllü paylaşımlar yapmayan şirketler; kurumsal iletişim, itibar tesisi, insana yatırım, bilgi akış kalitesi, hesap verebilirlik vs benzeri entelektüel sermaye alanına giren konularla ilgilenmiyor demektir. Siz neden ilgileneceksiniz!
  4. Bunun yanında, bu tür raporları düzenli periyodlarla yayınlamayan şirketlerin kurumsal hafızası karışık demektir. Düzenli raporlama ilkesi, kurumsal yönetim anlayışının temel esasları arasında yer alır. Muhatap olmayın! Sizin de kafanız karışabilir!
  5. Az veya çok kar, dağıtmayan şirketlerden bir şey istemeyin. Akıllı insan, doymayacağı yerde açım demez!
  6. Yönetim kurulu üyelerinin, yarıdan fazlasının ‘bağımsız’ olmasına dikkat edin. Türkiye’deki şirketlerin yüzde 34’ünde bağımsız yönetim kurulu üyesi var. Oysa ABD’de şirketlerin yüzde 84’ünde, İngiltere’de yüzde 60’ında, Almanya’da yüzde 43’ünde, Fransa’da yüzde 62’sinde ve İtalya’da ise yüzde 50’sinde bağımsız yönetim kurulu üyesi var. Yani bu alandaki kültürel farkındalığımız zayıf. Siz güçlü olanı tercih edin. Çünkü, paydaşların hakkını bağımsız şekilde savunabilecek başka kimse yok!
  7. Yönetim kurulu başkanı, icra kurulu başkanı ve genel müdürlük pozisyonlarını aynı kişiye vermiş şirketlerin kurumsal olması bir tarafa, ‘şirket’ olduğuna ilişkin resmi belge getirse inanmayın. SPK’ya ulaşan şikayetlerin çoğu, beyan ve taahhütler başlığı altında toplanır. Tüm yetkileri bir kişide toplayan bir mekanizma, sermaye piyasası yönergeleri ışığında yetki ve sorumluluk dağılımına sahip olmadığından, bu şirketin yeri sermaye piyasası değil, semt pazarıdır. Size ortak olacağınız şirket lazım, asker olacağınız derebeylik değil!
  8. Yönetim kurulunda imtiyazlı hisse veya ağırlıklı oy hakkı sahibi varsa, ilk genel kurula katılarak kurumsal yönetimin yapı taşları olan ‘Hesap verebilirlik ve Eşitlik’ ilkeleri açısından değerlendirme isteyin. Fırça yemeden çıkarsanız hissesini alın. Hisse almayı başardıysanız öpüp başınıza koymayın, hemen satın!
  9. SPK tarafından yayımlanması zorunlu olan ‘Kurumsal Yönetim Uyum Raporu’ndaki ‘Mali Haklar’ bölümünü iyi inceleyin. Yönetim kurulu üyelerine, yöneticilere sağlanan her türlü hak, menfaat ve ücret ile bunların belirlenmesinde kullanılan kriterler size uygun geldiyse sorun yok, gelmediyse ne yapacağınızı biliyorsunuz. Hakkını bilmeyenin hakkı yoktur!
  10. Vergi aflarından, stok affından, kasa affından velhasılı bilumum aftan faydalanan şirketler, sermaye piyasaları tarafından onurlandırılmayı hak etmiyor. Bırakın devlet affetsin. Size ne oluyor!
  11. Yangın, su basması, göçük, ölümle sonuçlanan iş kazaları, ihalelerden men cezası gibi taksirli felaketleri düzenli olarak yaşayan kurum ve kuruluşların sakıncalı olduğunu söylememe gerek var mı? ‘Handım, yandım, piştim’ diyenlere aldırmayın. Söylemesi kolay, yaşaması zordur!
  12. Dört dörtlük organizasyon sahtedir. Sürekli olumlu haber açıklayan, ancak olumsuz haberleri duyurmayan şirketlere şüpheyle yaklaşın. Hatta haber vermeden uzaklaşın!

Bu kriterlere uyan şirket bulursanız, geleneksel mali analiz teknikleri yapmanıza hiç gerek yok.
İlerideki günlerde fırsat bulursam, yukarıdaki maddeleri detaylıca izah etmek istiyorum. En azından bir daha ki yazımda, başvuru tarihi 31.12.2014’de bitecek Kasa ve Ortaklar Hesabı Affından faydalanan şirketlerin tasarruf sahiplerine verdiği zararı ele alacağım.

@DursunAliYAZ

Henüz Yorum Yok

CEVAPLA