Evrensel normlara yön veren Türk şirketi: İÇDAŞ

0
950

Ekonomik faaliyetlerin gerek davranışlarımız gerekse alışkanlıklarımız üzerindeki etkisi yadsınamaz. Sürdürülebilirlik paradigması global ahlâka dönüşürken, toplumun bir parçası olan firmalar, kendini aşan sorumluluklar üstlenir. İnsana ve insanlığa hizmet eden bu gezegenin sahip olduğu kabiliyetlerin köreltilmesi hatta yok edilmesinin önüne geçme çabası olan ‘sürdürülebilirlik’ çalışmalarının baş aktörü hep şirketler olagelmiştir.
Sürdürülebilirlik anlayışının şirketler tarafından içselleştirilebilmesi için, kurumsal stratejilerin yeniden dizayn edilmesi ve bu yeni politikaların işletmelerin tüm kılcal damarlarına kadar entegre edilmesi gerekir.
İşte tam bu aşamada, kadim ve modern birikime sahip Türkiye ve özel sektörünün, insanlığı yüceltmek ve mutlu kılmak için, ‘yeni normal’ adıyla bilinen, yan etkileri daha az bir kalkınma modelini tasarlaması ve hayata geçirmesi beklenir. Bu noktada, evrensel normları taklit etmenin ötesinde, bu aşkın hedeflere yön veren vizyon sahibi bir rol modelden söz edilmesi gerekiyor.

 

Ödüllü Türkiye örneği: İÇDAŞ A.Ş.
Yine ‘su’ üzerinden devam ederek, bu sefer ülkemizde faaliyet gösteren farklı bir endüstri şirketinin ‘su kaynaklarını’ koruyan, kollayan, risk alan, yatırım yapan, halkın ve içinde bulunduğu sektörün haklı takdirini kazanan, maliyetlerini azaltarak verimliliği artıran bir dizi mükemmel uygulamasına yer verelim.
İlk sürdürülebilirlik raporunu 2011-2012 yıllarını kapsayacak şekilde hazırlayan İçdaş Anonim Şirketi; ekonomik, çevresel ve sosyal performansını ve sonuçlarını paydaşlarına aktarmaya başladı.
Üretim kapasitesi ile Türkiye’ nin en büyük Çelik üreticisi, Türkiye’ nin en fazla ihracat yapan ilk 10 şirketinden birisi, yine İSO 500 listesinin 9’uncu sırasında bulunan İçdaş, Sürdürülebilirlik alanındaki başarılarından ötürü, 2012 BM Rio+20 Sürdürülebilir Kalkınma Konferansında, ‘En İyi Uygulama Örneği’ ödülünü almaya hak kazanmıştır.
Spora, kültüre, sanata ve özellikle eğitime yönelik sayısız katkısını üzülerek atlayıp, şimdilik sadece ‘Su’ konusundaki zeki ve cesur adımlarına dikkat çekmek istiyorum.
Böylelikle ‘temiz su’ olmadan bir hiç olacak dünyanın en büyük içecek firması (Coca-Cola) ile üretim süreçlerinde ‘her türlü suyu’ kullanma şansına sahip bir çelik firmasının ortaya koyduğu aklı ve başarıyı kıyaslama şansımız olsun.
Sürdürülebilir Su Yönetimi
Su konusunu, 2007 yılından bu yana bütünsel bir yaklaşımla ele alan İÇDAŞ, Değirmencik Entegre Tesisi’nde ‘Sürdürülebilir Su Yönetimi Projesi’ adı altında yepyeni bir adım attı.
Bu proje, 2012 yılında Kalkınma Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ile İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (TBCSD) tarafından Türkiye’nin Sürdürülebilir Kalkınma ve Yeşil Ekonomi alanında en iyi 24 uygulamasından biri seçilerek, ülkemizi Brezilya’da gerçekleşen Rio+20 Zirvesi’nde temsil etme gururunu yaşattı.

evrensel normlara yön veren türk şirketi

İçdaş’ın üretim tesislerinde kullanılan en önemli doğal kaynaklardan biri sudur. Zira çelik üretiminde, çeliğin soğutulması ve istenen kalite standartlarına getirilmesinde ayrıca işletmedeki makine ve ekipmanların soğutulmasında da suyun önemli bir yeri vardır.
Yine şirketin önemli iş kollarından olan enerji üretiminde ise, su, en temel girdilerden biridir. Yanma sonucu açığa çıkan enerji, kazan suyunu kızgın buhar haline getirir ve buharın, türbin ve onun aracılığıyla da jeneratöre hareket ettirmesi ile elektrik enerjisi üretilir.
Tüm tesislerin tam kapasite ile çalışması durumunda Değirmencik Entegre Tesisinin günlük tatlı su ihtiyacı yaklaşık 7.000 m3’ tür. Üretim safhalarında suyun bu yoğunlukta kullanılması, gerek su kaynaklarının korunması gerekse enerji yönetimi açısından suya önemli bir çevresel boyut kazandırıyor. Bu amaçla, 2007 yılında ‘Sürdürülebilir Su Yönetimi Projesi’ni hayata geçiren İÇDAŞ, projenin etkin bir şekilde hayata geçirilebilmesi ve sonuçlarının değerlendirilebilmesi aşamalarında teknik ve mali birçok parametreyi izleme altına aldı.
Ardından; sınırlı bir kaynak olan yer
altı suyu kullanımına tamamen son vererek;
1) İşletmenin tüm tatlı su ihtiyacını sınırsız bir kaynak olan denizden karşılamayı,
2) Denize deşarj edilen soğutma suyundan elektrik enerjisi elde etmeyi ve
3) Deşarj suyunda balık çiftliği kurmayı hedefledi ve başardı.
1) Denizden Tatlı Su Elde Etme Tesisi
Üç aşamalı uygulamanın ilk aşaması deniz suyundan ‘ters ozmoz yöntemi’ ile tatlı su elde edilmesidir. Bu tesis ile 2006 yılında 3.500 m3/ gün olan, ancak üretime paralel olarak 7.000 m3/gün olacak tatlı su ihtiyacının tamamını denizden karşılamayı ve 32 adet su kuyusunun kapatılarak, yer altı suyu kullanımına tamamen son vermeyi hedefledi.
Tesisin toplam yatırım maliyeti yaklaşık 3.650.000 USD (6,5 milyon TL)’ dir. Birim tatlı su maliyetinin kuyu suyuna oranla daha yüksek olmasına rağmen bu cesur yatırım kararını alan İÇDAŞ, ortalama günde 12.000 m3 tatlı su üretiyor. Bu faaliyetle, yer altı sularının korunması sağlandığı gibi, aynı kaynakların tarımsal alanda daha verimli kullanılmasının yolu açıldı.
Dolaylı diğer bir olumlu etki ise, tuzlu su kamasının tatlı suyun içlerine doğru ilerleme riskinin azaltılmış olmasıdır.
2) Soğutma Suyu Deşarjından Elektrik Enerjisi Üretimi
Uygulamanın ikinci bölümü deniz suyu HES projesidir. Makaleyi teknik bilgiye boğmak istemediğimden başlık vermekle yetiniyorum. Detaylı bilgi almak isteyen okuyucularımız, raporun[1] 77’nci sayfasında yer alan ‘Enerji Yönetimi ve Verimliği’ bölümüne başvurabilirler.
3) Soğutma Suyu Deşarjında Balık Üretimi
Uygulamanın üçüncü bölümü ise balık üretim tesisidir. Soğutma suyu deşarjında balık üretimi yaparak yılda 100.000 adet çipura ve levrek balığı üretimi gerçekleştirilmektir.
Proje ile ülkemizde ilk kez soğutma suyu deşarjında balık üretim faaliyeti gerçekleştirmenin yanısıra, tesisin 180 m3/saat olan su ihtiyacının tamamı soğutma suyundan karşılanmaktadır.
Projenin önemli bir amacı da soğutma suyunun ekosisteme etkisinin sürdürülebilir olduğunu yani çevreye, canlılara zararlı olmadığını ispatlamaktır. Soğutma suyundan balık üretimini avantajlı kılan, soğutma suyu sıcaklığının her mevsim balık gelişimine uygun aralıklarda olması ve su temini için hiçbir yatırım gerektirmemesidir.
Tesisin ilk yatırım maliyeti 150.000 USD (265.000 TL)’dir. Proje ile 2008 yılından bu yana tesiste 195.730 adet levrek ve 52.971 adet çipura üretilmiştir.
Atık su yönetimi ve su kalitesinin izlenmesi
İÇDAŞ tesislerde üretim süreçlerinden kaynaklı kabul edilebilecek tek atık su, soğutma sularıdır. Denizden çekilen soğutma suları, proses sularını temassız olarak soğuttuğundan, kimyasal bir kirlilik beklenmediğinden aynı sular yine denize deşarj edilmektedir.
Çelik üretimi yaparken kullandığı suyun tamamını arıtarak geri kazanıp, tekrar kullanan şirket, enerji üretiminde kullandığı buharı da soğutarak tekrar kullanıyor.
Ayrıca, soğutma suyu haricinde, 14 farklı noktada evsel atıksu ve 1 noktada araç yıkama atıksu deşarjı bulunur. Tüm deşarj noktaları için, Atıksu Deşarjı konulu Çevre İzin ve Lisansları alınmıştır. Evsel atıksu çamuru belediye vidanjörü ile uzaklaştırılır. Araç yıkama kaynaklı atıksular, fiziksel bir arıtma tesisinden geçirildikten sonra alıcı ortama deşarj edilir.
Soğutma suyu deşarjında sıcaklık parametresinin sürekli izlenmesi gerektiğinden, 2 adet deşarj noktasına ‘Gerçek Zamanlı Uzaktan İzleme İstasyonu’ kurulmuş olup istasyonlarda sıcaklığın yanısıra; pH, çözünmüş oksijen, iletkenlik ve debi değerleri sürekli izlenir ve sonuçlar anlık olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na iletilir.
Bunun yanında, tesisler bünyesinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan yeterliliği olan ve Türkak tarafından akredite edilmiş bir atıksu laboratuarı da bulunur.  İÇDAŞ Çevre Kontrol Laboratuvarı, yetkili olduğu tüm analiz parametrelerinin gerçekleştirilebilmesi için dünya standartlarında teknik donanıma sahiptir.

 

Sonuç ve değerlendirme
Özellikle sanayi şirketlerinin, hammadde kaynaklarına ulaşmakta her geçen gün daha fazla sıkıntı yaşaması, sürdürülebilirlik ilkelerinin çekiciliğini artırmaktadır. Gezegenin ortak sorunları haline gelmiş pek çok tehlikeyi, sürdürülebilirlik ilkelerinden beslenen aksiyon planlarıyla savuşturan şirket sayısı artıyor.
Toplum nezdindeki saygınlığından maliyetlerin azaltmasına varıncaya kadar, bir dizi faydalı uygulamayı imalat süreçlerine entegre ederken, kamu dayatması beklemeden sorumlu ve hassas davranan Türk şirketinden bahsetmek gurur vericiydi.
‘Sürdürülebilirlik Bilimi’ penceresinden, yukarıdaki iki somut örneğin ardındaki davranış modellerini sorgulamak ve dersler çıkarmak gerektiğine inanıyorum. Bunu da sonraki hafta yapalım.

Henüz Yorum Yok

CEVAPLA