Bilim Eğitimi ve Türkiye’nin Geleceği-2

0
416

Bilim Eğitimi ve Türkiye'nin Geleceği

1.Bilim Nedir?

Merak, insanoğlunun doğasında var olan içgüdüsel bir dürtüdür. İnsanlar bir şeyleri merak ederek sorgularlar. Bu sorgulama onları düşünmeye, düşünme ise araştırmaya yöneltir. Araştırmalar sonucu ise deney ve gözleme dayalı sistematik bilgiler elde edilir. Bu sistematik bilgiler bütününe bilim denir. Bilimi asıl oluşturan unsurlar merak, sorgulama, hayal ve bilgidir.

2.Bilim Eğitimi Nedir ve Bilim Eğitiminin Oluşma Süreci

Bilgi olmadan bilimsel bir sonuca varılamaz. İnsan bilgisi kadar düşünebilir. Bu nedenle, bilgi öğrenmeyle, öğrenme ise yaşantı, gözlem veya eğitim ile sağlanır. Eğitim, bireyin istediği düzeyde kalıcı davranış değişikliğini sağlar ve birçok eğitim çeşidi vardır. Bunlardan biri bilim eğitimidir. Bir bireyin bilim eğitimi alması, o bireyin istediği düzeyde kalıcı bilimsel bilgiler öğrenerek, çevresinde olup bitenlere sorgulayıcı yaklaşmasını ve bilimsel bakış açısıyla bakmasını sağlar.

2.1.Bilim Eğitiminin Amacı Nedir?

Bilim eğitiminin amacı; bilime meraklı, sorgulama yeteneği olan, sorguladığını hayal eden ve yapacağı bilimsel araştırmada yeterli bilgi birikimine sahip olan bireyler yetiştirmektir. Bilim eğitimi alan bireyler aldığı eğitimdeki birikimlerini hayatlarına uygulayarak pek çok başarı elde edebilirler. Böylece, bu bireyler ülkesini bilimsel ve teknolojik açıdan geliştirirler. Fakat; bilimsel araştırma ve geliştirmelerin daha fazla yapılabilmesi için bilim eğitimi lise veya üniversitede başlanmamalıdır. Çünkü küçük yaşlardaki bireyler daha ileri yaşlardaki bireylere nazaran çok fazla meraklı ve sorgulayıcıdırlar. Bilim eğitimi, bu bireylere küçük yaşlarda verilirse, daha kalıcı bir şekilde amacına ulaşmış olur.

Bilim Eğitimi ve Türkiye'nin Geleceği

3.Türkiye’de Yeterli Düzeyde Bilim Eğitimi Veriliyor Mu?

Türkiye’deki bilim eğitimi sınırlandırılmıştır. Dolayısıyla bilim eğitimi veren bilim insanları, eğitim gören bireyi de sınırlamış olmaktadır. Sınırlanmış bireyler bilimsel düşünemez. Çünkü bilimsel bilgi ve yaklaşım açısından yeterli donanıma sahip değillerdir. Bu nedenle bilimsel ve teknolojik gelişmeler ortaya koyamazlar. Çünkü, Türkiye’de pek çok üniversitenin AR-GE birimleri yoktur. Bazı üniversitelerde, öğrencilere yeterli bilimsel çalışmalarını sağlayacak laboratuar bulunmamaktadır ve bazılarında ise laboratuar olsa bile yeterli deney malzemesi bulunmamaktadır. Ayrıca, Türk bilim insanı Feryal Özel Türkiye’de çalışmak yerine ABD’de NASA’da çalışmaktadır ve ABD bilimsel ve teknolojik araştırma-geliştirme Türkiye’den çok daha ileridedir ve Türkiye’nin olanakları bu yönden kısıtlıdır. Bu sebepten dolayı, Dünya Bankası raporlarına göre 2010 yılında AR-GE harcamalarına ayrılan kaynakların tutarı ABD’de 130 milyar dolar iken Türkiye için bu değerin yaklaşık 1.9 milyar dolar seviyesinde olduğu bilinmektedir.[8] Buraya kadar verilen bilgiler, Türkiye’deki bilimin gelişmiş olan ülkelere göre geride kalmasının nedenlerinden bazılarıdır. Bu şekilde bilim sınırlıyken bilim eğitimi de yeterli düzeyde verilemez.

Bilim Eğitimi ve Türkiye'nin Geleceği

3.1.Türkiye’deki Ezberci Eğitim ve Bilim Eğitimi

Türkiye’de bir bireyin okula başladığı ilk andan itibaren verilen eğitim, sorgulamaya açık olmayan ezberci bir eğitimdir. Böyle bir eğitim ile bireyler sorgulamayı ve bilimsel düşünce yollarını benimseyemezler. Ezberciliğe alışırlar ve Türkiye AR-GE’de ilerleyemez. Halbuki bilim eğitimi ile araştırma-geliştirme, deney ve gözlemlere dayanarak ülkemizin refah düzeyinin yükselmesi sağlanabilir. Bunu başarabilmenin bir yolu da, bireye çok küçük yaşlardan itibaren bilim eğitimi verilerek bilime yöneltilmelidir. Böylece düşünen, düşündüğünü sorgulayan, sorguladığını araştırıp çözümler üretmeye çalışan bireyler yetiştirilmesini sağlamaktır. Böylece, birey daha çok merak eder ve daha çok sorgulayarak bilgiler öğrenir. Bu küçük yaşlardaki bireylerin bilime ilgi duymasının ilk adımı o bireyin ailesinin verdiği bilim eğitimi ile başlar. Aileler, meraklı ve sorgulayıcı küçük yaşlardaki bireylerin sorularını, bu bireylerin anlayacakları şekilde yanıtlamalıdır. Eğer aileler bu soruları yanıtlamazsa, küçük yaşlardaki bu bireylerin yaratıcılıklarının gelişmesine set çekmiş olurlar. Böyle bir durumda, bu küçük yaşlardaki bireylerin çevresinde olup biten bilimsel olaylara karşı yaklaşımı da zamanla azalır. Ailelerin, bu durumda yapması gereken en önemli çözüm; çocuklarının sorularını, onların anlayabileceği düzeye inerek yanıtlamak olmalıdır. Böylece, bu çocukları bilime yönlendirmek daha kolaydır. Ailelerin, çocuklarına ilgi çekici ve anlayabileceği düzeyde bilimsel kitaplar, dergiler ve deney kitapları alarak çocuklarına bunları okumalarının ve uygulamalarının önemini vurgulamalıdırlar. Gerekirse bilimsel deneyleri çocukları ile birlikte yapmalıdırlar. Bilimsel yaklaşımı arttırmak, aileden sonra, bireyin okula başladığı andan itibaren öğretmenler tarafından sağlanabilir. Daha sonra ise bütün liselerde bilim eğitimi verilmelidir. Böylece, çocuğun yaşamı boyunca öğrenme isteği gelişir ve bütün bunlar bireyin isteği doğrultusunda kalıcı olur. Ayrıca, bilime gerçekten gönülden bağlı bireylerin, merak, sorgulama ve araştırmaya yönelimini bilim eğitimi veren bazı bilim insanlarınca kısıtlanmaması, Türkiye’yi bilim açısından geliştirecektir.

3.2.Türkiye’de Yaparak Öğrenme

Türkiye’de yaparak öğrenme yeterli düzeyde yapılamıyor. Birincil olarak, Türkiye’de gelişmiş ülkeler kadar tam anlamıyla bilimin yapılabilmesi için AR-GE birimleri ve gerekli laboratuar malzemesi bulunmamaktadır. Bu nedenle, Türkiye’deki birçok bilim insanı tam anlamıyla öğrencilerine gerekli bilim eğitimi verememektedir. İkinci bir neden ise, fakültelerde ve liselerde öğrencilerin pek çoğunun bilim eğitimi almak istememesidir. Yani bilime karşı isteksiz olmasıdır. Bu bireyler eğitim aldıkları kurumlardaki derslerde ve laboratuar derslerinde öğrendikleri birçok bilgiyi hayatlarına uyguladıkları takdirde “yaparak öğrenme” tekniğinden faydalanırlar ve yaşamları boyunca bilimsel ve teknolojik gelişmeler elde ederler. Benzer şekilde, teorik olarak çalışan bilim insanları, teorik araştırma konularında, yaparak öğrenmeyi deneysel değil de kuramsal çalışmalar ile sürdürmektedir. Bu kuramsal çalışmalar da yaparak öğrenme tekniği kapsamındadır.
SONUÇ
Bu çalışmada, bilimin meraktan doğduğunu böylece bilimin bir ihtiyaç haline geldiği bu sayede ise bilim eğitiminin oluştuğu bulgusuna varıldı. Ayrıca Türkiye’de bilim eğitiminin yeterli düzeyde verilmediği ve bu da bilim eğitimi alan öğrencilerin gerekli bilimsel ve araştırma odaklı çalışmalar yapabilecek donanıma sahip olan bireyler olarak yetiştirilmediği kanısına varıldı. Elde edilen bu bilgiler doğrultusunda, Türkiye’de araştırma-geliştirme çalışmalarına yeterli ödenek ayrılmaması ve ezberci eğitim sisteminin bu sonucu doğuran sebepler arasında yer aldığı ve Türkiye’de “yaparak öğrenme” tekniğinin tam olarak istenilen yerde bulunmadığı neticesine ulaşıldı.

KAYNAKLAR
1. Merak Nedir? Etkileri Nelerdir?
http://www.ircdunyasi.net/serbest-kursu/5751-merak-nedir-etkileri-nelerdir.html (SET: 03-01-2011)
2. Türk Dil Kurumu
http://www.tdkterim.gov.tr/bts
3. Eğitim Nedir?
http://www.maviokul.com/egitim-makaleleri/972-egitim-nedir.html (SET: 22-06-2009)
4. Eğitimin Önemi
http://www.maviokul.com/814-.html (SET: 21-06-2009)
5. Başkent Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Eleştirel-Yaratıcı Düşünme ve Davranış Araştırmaları Laboratuarı, Bilim Eğitimi.
ÇIRAKOĞLU, O. C. (2003). Bilim Eğitimi. PİVOLKA, 2(7), 17-18.
6. Marmara Coğrafya Dergisi: 18, Temmuz 2008, S:211-221
7. ÖZER Zuhal, Etkin Öğrenme: Düşünen, Tartışan, Çözüm Üreten Toplum İçin, Hacettepe Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Bölümü Tezi.
8. KALINLI Adem, Yükseköğretim Kurumları Bilimsel Araştırma Projeleri (BAP) Koordinasyonları Birimleri-Mevcut Durum ve Değerlendirmeler, Erciyes Üniversitesi,
Nisan 2011

Henüz Yorum Yok

CEVAPLA