Ar-Ge Nedir?

0
748

AR-GE (Araştırma ve Geliştirme) kelimesi son zamanlarda sıkça kullanılmakla beraber herkes tarafından çok farklı yorumlanabilmektedir. Kimilerine göre AR-GE yeni bir ürün üretmekken, kimilerine göre salt bilimsel çalışmalar yapmaktır.

Ar-Ge nedir diye soracak olursanız? Bir kurumun bilim adamları ve mühendisler istihdam etmek suretiyle şirketin çalışma alanı doğrultusunda bilim ve teknolojinin gelişmesini sağlayacak yeni bilgileri elde etmek veya mevcut bilgilerle yeni malzeme, ürün ve araçlar üretmek, yazılım üretimi dahil olmak üzere yeni sistem, süreç ve hizmetler oluşturmak veya mevcut olanları geliştirmek, yaptığı çalışma ve faaliyetleri anlatmak için kullanılan yaygın bir terimdir.

Yeni bir ürün geliştirmek veya mevcut bir ürünün daha etkin veya geliştirilerek üretilmesi amacıyla yürütülen etkinlikler aşağıdaki çalışmaları kapsar; [6]

  • Araştırma Çalışmaları
  • Geliştirme Çalışmaları
  • Mühendislik Çalışmaları

Kurumlar son zamanlarda Ar-Ge çalışmalarına ciddi miktarda yatırımlar yapmaktadırlar.

Ar-Ge’de yapılan çalışmalar nelerdir?

Gelişmiş sanayi ülkelerinin yer aldığı OECD’ye göre AR-GE üç farklı uygulamayı  bünyesinde barındırır;

  1. Temel Araştırma (basic research): Spesifik bir uygulama veya kullanım olmadan, araştırılan konunun temeli ve gözlemlenen gerçeklerine dair yeni bilgi kazanılması için yapılan deneysel veya teorik çalışmadır.
  2. Uygulamalı Araştırma(applied research): Uygulamalı araştırma da özgün bilgi üretmeye yöneliktir. Ana hedef olarak doğrudan özgün ve pratik bir amaç içerir.
  3. Deneysel geliştirme: Araştırma ve/veya pratik deneyimden edinilmiş ve halen var olan bilginin üzerinde yükselen, ancak yeni materyaller, ürünler, devreler üretmeye; yeni süreçler, sistemler hizmetler oluşturmaya veya halen üretilmiş veya oluşturulmuş olanları büyük ölçüde iyileştirmeye yönelik sistemli çalışmalardır.

OECD, AR-GE’nin diğer faaliyetlerden ayırt edilmesinde şu tanımı getirmektedir: AR-GE faaliyetleri bilimsel veya teknolojik belirsizliğin olduğu durumlarla ilgili faaliyetlerdir.

AR-GE’nin Önemi

Hayatımızın her aşamasında yer alan AR-GE çalışmaları doğrudan insan yaşamıyla ilgilidir. AR-GE, ülkelerin, toplumların mevcudiyetini ve yaşam kalitesini dert edinir. İsrail ve İrlanda gibi ülkeler AR-GE’ye verdikleri önem sonucu başarılı AR-GE politikaları geliştirmiş ve  toplumlarının refah seviyesini en az üç-dört kat arttırmayı başarmışlardır..

Dünyada yaşanan krizler incelendiğinde ortaya ilginç bir sonuç çıkmaktadır. AR-GE’nin krizlerden etkilenmeyip aksine kriz zamanlarında daha çok getiri sağlayan bir faaliyet alanı olduğu görülmektedir. Bu nedenle de AR-GE’nin verimsiz bir yatırım olduğu, harcanan kaynağın boşa gideceği zihniyeti mutlaka terk edilmelidir. AR-GE yatırımlarına harcanan paranın kısa vadede olmasa bile orta ve uzun vadede çok daha fazlasıyla geri döndüğü artık herkesçe bilinen bir gerçektir..

Peki ama iyi bir AR-GE için neler yapmak gerekir?

Her şeyden önce “Bekleyelim, önce ekonomik istikrar sağlansın, daha sonra
AR-GE yaparız” yaklaşımı bir an önce terk edilmelidir.. Türkiye’nin ekonomik istikrara giden yolu AR-GE’den geçmektedir ve Türkiye’nin daha fazla beklemeye tahammülü yoktur.

Ancak öncelikli olarak AR-GE çalışmalarında ne durumda olduğumuzu bilmemiz gerekir. Bu konuda Türkiye ve dünyadaki bazı istatistikler bize fikir vermesi açısından önemlidir.. (ekte grafikler halinde sunulmuştur)

– Her on bin çalışan arasında araştırıcı sayısı Türkiye’de 11, Avrupa Birliği ülkelerinde 94 [4]

– Gayri Safi Yurtiçi Hasıla içinde AR-GE’ye ayrılan pay Türkiye’de yüzde 0,67,  Avrupa Birliği’nde yüzde 1,92 [5]

– Milyon nüfus başına düşen yıllık bilimsel yayın sayısı Türkiye’de 41, Avrupa Birliği’nde 613 (2004 yılı)

– Avrupa Patent Ofisi’nden alınan milyon nüfus başına düşen yıllık patent sayısı Türkiye’de bire bile ulaşmazken Avrupa Birliği’nde 135 olarak görülmektedir.

Bu tablo ülkemizle Avrupa Birliği ülkeleri arasındaki farkın azaltılması için gösterilmesi gereken çabanın boyutunu çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

Öncelikli olarak AR-GE’ye bakış açımızı mutlaka değiştirmeliyiz.

AR-GE’ye dayalı tedarik, teknoloji tedariği, Teknoloji yönetimi ve AR-GE yönetimi konularında bilgi sahibi olan AR-GE liderleri yetiştirmeliyiz. AR-GE’yi araştırma ve yayın olmaktan çıkaracak yönetici kadrolara sahip olmalıyız. Burada en önemli nokta, elbetteki yetişmiş insan gücüdür. Ve unutulmamalıdır -ki AR-GE, doktoralı elemanlarla yapılır, yönetilir, ölçülür, izlenir ve değerlendirilir. AR-GE ile ilgili her kurumun doktoralı elemanlar istihdam etmesi gerekir. Bu şekilde konusuna hakim, teknolojinin geldiği son noktadan haberdar, araştırma ve geliştirme konularını bilen bir kadroya sahip olabiliriz. Bu şekilde keşfedilmişi keşfetmek için zaman ve para harcamayız. Bu şekilde derinlemesine problemleri irdeler, farklılıklar oluşturabilecek detayları yakalayabiliriz. Bu şekilde rekabet üstünlüğü olan yenilikçi ürünler üretebiliriz.

Her AR-GE çalışması mutlaka şu üç aşamayı içermelidir: ölçme, izleme ve değerlendirme. Bunu başarabilmek sistematik çalışmayla mümkündür. Bu nedenle proje bazlı çalışma gereklidir. Her çalışma bir proje olarak ele alınmalı, gerekirse alt projelere bölünerek yetkili kişilerce yönetilmelidir. Her projenin mutlak suretle bir müşterisi olmalıdır.

Sanayinin ihtiyacı olan teknolojik araştırma konuları doktora ve yüksek lisans tez konuları haline getirilebilmelidir. Bu şekilde üniversiteler de sistemin içerisine çekilir ve üniversitelerin salt araştırma içeren, ürüne dönüşmeyecek karakterdeki çalışmalarla meşgul olması engellenmiş olur. Böylelikle üniversite sanayi işbirliği kavramı da doğru amaca yöneltilmiş olur.

AR-GE, firmaların ve devletlerin en üst yöneticileri tarafından sahiplenilmesi gereken bir kavramdır. Ancak bu şekilde toplumsal farkındalık ve AR-GE bilinci oluşturulabilir.

Gelecekte var olmak için bugünden tezi yok gerek devlet olarak gerek kurum olarak gerekse birey olarak AR-GE’ye gereken ehemmiyeti vermeliyiz. Unutmamamız gerekir ki; Ancak Teknolojisini Kendisi Geliştiren Ülkeler Bağımsızdır.

Ar-Ge çalışanlarında aranan karakteristik özellikler nelerdir?

1- Çoğunlukla çok iyi eğitim almış ve bir disiplinde profesyonelleşmiş mühendis ve bilim adamlarıdırlar.

2- Genellikle “yöneticilik” sahasında bilgi ve eğitime sahip değildirler. Sahip oldukları kendine güven duygusu, onları daha bağımsız ve kendi tercihleri doğrultusunda çalışma yapmaya yönlendirir.

3- Ar-Ge çalışanları konularında uzmanlaştıkça zamanla maddi tatminsizlik hissederek yöneticilik türü işlere yönelirler. Ar-Ge’de kalifiye elemanlardan daha çok istifade edebilmenin tek yolu onları tatmin edici şekilde ödüllendirmektir.

Kurumlar Ar-Ge için ne kadar yatırım yapmalıdırlar?

Kurumlar Ar-Ge için yapacakları yatırımları şu formüle göre değerlendirebilmektedirler.

Ar-Ge Harcaması / Şirketin Toplam Geliri = Yeni ürün başına yapılan Ar-ge masrafı / Yeni ürünün şirketin Toplam Gelirine katkısı

TÜRKİYE’DE AR-GE ve İNOVASYON

Türkiye; modern sanayi, ticaret ve geleneksel tarım sektörlerinin karışımından oluşan dinamik bir ekonomiye sahiptir. En büyük endüstriyel sektör tekstil ve giyimdir. Bu sektörler endüstriyel istihdamın üçte birini kapsamaktadır. Son yıllarda otomotiv ve elektronik sanayisi önemli bir gelişme göstermiş ve Türkiye’nin ihracatında tekstili geçmiştir. Buna bağlı olarak Türkiye’nin bilim ve inovasyon değerleri diğer OECD ülkelerininkine göre geride kalsa da son yıllarda güçlü bir gelişme görülmektedir.

2006 yılında Türkiye gayri safi millî harcamalarının % 0.76’sını Ar-Ge üzerine yapmıştır. 2006 yılında hükümetin Ar-Ge harcamalarının % 37 artış göstermesine rağmen şirketlerin Ar-Ge çalışmaları GSMH’nin sadece % 0.28’ini oluşturmaktadır.

Türkiye’nin ilk ve orta öğretim performansı diğer ülkelerle karşılaştırıldığında ortalamanın altında kalmasına rağmen bilim ve mühendislik eğitimine sahip küçük fakat yüksek kaliteli bir nüfus bulunmaktadır. Bu küçük grup genellikle yüksek eğitim sektöründe çalışmaktadır. 1999 yılında 58 bin olan araştırmacı sayısı 2006 yılında 90 bine kadar yükselmiştir. Fakat halen AB ortalamasının altında kalmaktadır.

Türk hükümetinin “9. Kalkınma Plan”ı Ar-Ge ve inovasyon harcamalarını; araştırma için sanayi ve bilim işbirliğinin geliştirilmesini; Ar-Ge ve inovasyon odaklı kümelenmelerin oluşturulmasını desteklemektedir. ‘Ulusal Bilim, Teknoloji ve İnovasyon Stratejisi 2013’ için iki ana hedef belirlenmiştir: Araştırma yoğunluğunu % 2’ye çıkarmak ve araştırmacı sayısını 150 bine yükseltmek. ‘Bilim ve Teknoloji Stratejisi Eylem Planı (2005-10)’ ulusal bilim, teknoloji ve inovasyon sisteminin asıl hedef ve planlarını hayata geçirmeyi başarmıştır.

‘KOBİ Strateji ve Eylem Planı (2007-09)’ KOBİ’lerin bilgi ve bilime küresel kaynaklardan erişim kapasitesi ve bu bilgileri Türk üniversiteleri ile işbirliği içinde gerçekleştirmesini izlemek için belirlenen performans ölçütlerini içermektedir (7).

Şekil 13’te görüldüğü üzere Türkiye OECD ülkelerinin ortalamalarına göre bilim ve teknoloji göstergeleri açısından geri kalmıştır. Özellikle Ar-Ge harcamaları, bilimsel makale sayısı, araştırmacı sayısı, üçlü patent sayısı gibi göstergeler Türkiye’nin bilim ve teknoloji açığının kanıtıdır. Bunun yanı sıra Türkiye fen ve mühendislik alanlarındaki mezun sayısı ile özel sektörün Ar-Ge yatırımları ile göz doldurmaktadır.

Adsız

Türkiye’de Ar-Ge’nin büyük bir kısmının üniversiteler tarafından gerçekleştirildiği görülmektedir. Bu oran diğer ülkelerle karşılaştırıldığında da yüksek kalmaktadır. Diğer ülkelerde özel teşebbüslerin Ar-Ge çalışmaları başı çekmektedir. Bunun dışında kâr amacı gütmeyen kurumların Ar-Ge çalışmaları da büyük katkı yaratırken Türkiye’de kâr amacı gütmeyen kuruluşların herhangi bir Ar-Ge çalışması olmadığı görülmektedir.

2009 yılında TÜİK tarafından yayınlanan Ar-Ge Faaliyetleri Araştırması’na göre kamu kuruluşları, vakıf üniversiteleri ve ticari sektördeki anket sonuçları ile devlet üniversitelerinin bütçe ve personel dökümlerine dayalı olarak Türkiye’de gayri safi millî ArGe Harcaması 2009 yılında bir önceki yıla göre % 17,3 artarak 8,087 Milyon TL olarak hesaplanmıştır. Türkiye’de Gayri Safi Millî Ar-Ge harcamasının GSYH içindeki payı % 8,5’tir. Bu oran 2008 yılında % 7,3’tür (7).

Ar-Ge harcamaları, finanse eden kesimler itibarıyla incelendiğinde; harcamaların %41,0’ı ticari kesim, % 34,0’ı kamu kesimi, % 20,3’ü yükseköğretim kesimi, % 3,7’si millî diğer kaynaklar ve % 1,1’i yurtdışı kaynaklar tarafından karşılanmıştır.

2009 yılında Tam Zaman Eşdeğeri (TZE) cinsinden toplam 73 521 kişi Ar-Ge personeli olarak çalışmıştır. Bir önceki yıla göre TZE cinsinden Ar-Ge personel sayısındaki artış %9,3’tür. Sektörler itibarı ile dağılıma bakıldığında, TZE cinsinden toplam Ar-Ge personelinin 2009 yılında % 42,8’i ticari kesimde, % 42,2’si yükseköğretim kesiminde ve %15,0’ı kamu kesiminde bulunmaktadır (8).

Adsız1 Adsız2

KAYNAKÇA

1-   C. Freeman, “New technology and catching up”, The europen journal of development research, 1989

 

2-   Türkiye 2. Bilişim şurası AR-GE çalışma raporu, 2002

3-   S. Kara, “İnovasyonun önemi teknoloji ve girişimci finansmanı”, 2002

4-   N. Yetiş, “Bilim ve Teknoloji ve Ulusal Rekabet Gücü”, TÜSİAD Yükseköğretim, Bilim ve Teknolojide Yeni Yönelimler Semineri, 2004

5-   TÜİK Haber Bülteni, “2003 ve 2004 yılları araştırma ve geliştirme faaliyetleri araştırması”, Sayı 129, Ağustos 2006

 

6-   Etcf- eu traınıng programme for turkısh chamber executıves MODULE 6 – RESEARCH & DEVELOPMENT 2009

7-  OECD Science, Technology and Industry: Outlook 2008

8-  TÜİK, Ar-Ge Faaliyetleri Araştırması, 2009

 

 

 

Henüz Yorum Yok

CEVAPLA